İngilizce Deyimler - Idioms
ağlayacak bir omuz her bakımdan anlaşmak, aynı fikirde olmak gerginliği gidermek, havayı yumuşatmak iyi ve kötü zamanda iyi gün arkadaşı çok iyi geçinmek, birbirini çok sevmek, aralarından su sızmamak üzerine düşeni yapmak, gruptaki diğerleri kadar çok çalışmak a shoulder to cry on see eye to eye clear the air though thick and thin fair-weather friend get on like a house on fire pull your weight
gather: toplamak moss: yosun influence: etki several: birkaç release: (albüm, kitap) yayınlamak, piyasaya sürmek influential: etkileyici avoid: kaçınmak, sakınmak Is there any similar expression to "a rolling stone gathers no moss" in Turkish? Is there any other Turkish expression that has big influence on Turkish music? Vocabulary Listen and read Questions Think
= büyük bir değişiklik mutlaka bir şeylerin kaybına sebep olur, fedakarlık yapmadan hiçbir şey elde edilmez = bir şeyin sonucunda sorun çıkacak, kıyamet kopacak = sonucu ne olursa olsun = yaptığın şeyin sonucuna katlanırsın = kötü sonlanmak, sonucu kötü olmak can't make an omelette without breaking eggs the devil to pay come what may face the music come to a bad end
= zamana karşı çalışmak =göz açıp kapayana kadar, çok hızlı = son dakika, son anda = uzun vadede, zamanla = zamanın izini kaybetmek, zamanın nasıl geçtiğini anlayamamak work against the clock in the blink of a an eye at the eleventh hour in the long run lose track of time
ya da the beat of a different drummer ; march to a different tune ; march to a different drum = diğerlerinden farklı olmak, kendi tarzında yapmak = bir şeyi ya da birini hatırlatmak, ışık yakmak, tanıdık gelmek = çok sağlıklı, turp gibi = çok ucuza, yok pahasına = tavrını değiştirmek, ağız değiştirmek (genellikle fayda sağlamak için) the beat of a different drum ring a bell as fit as a fiddle for
"It is raining cats and dogs' Rain - Yağmur
to call it a day: paydos etmek , çalışmaya son vermek, çalışmayı bırakmak. To Call It a Day
Bu bölümde iyecekleri veya yemek ile ilgili kelimeleri içeren deyimleri çalışacağız. 1. hot potato: uğraşılması zor olan tartışma veya soru, çetin iş Kökeni: Aslında bir çocuk oyunu olan 2. spill the beans: ağzındaki baklayı çıkarmak, bülbül gibi konuşmak,sırrı ifşa etmek Kökeni: Yunanistan'da oylama yapıldığında beyaz fasülyeler olumlu oyları, siyaz fasülyeler olumsuz oyları ifade ederdi. Oyla
as easy as pie means "very easy" (same as "a piece of cake") (çocuk oyuncağı) be sick and tired of means "I hate" (also "can't stand") (bıkıp usanmak) bend over backwards means "try very hard" (maybe too much!) (Elinden geleni yapmak, çok uğraşmak) bite off more than one can chew means "take responsibility for more than one can manage" (boyundan büyük işe girişmek) broke means "to have no money" (
İş deyimleri - Business idioms
yüzleşmek, kötü bir olayı kabullenmek, sıkıntıya katlanmak = to be apples and oranges alakasız iki şeyi karşılaştırmak, yanlış mukayese etmek rekabet dünyası çözecek çok problem, yapacak çok iş olması, başedebileceğinden fazla yük suçu başkasına atmak, kendi sorumluluğunu başkasına yüklemek patronun her dediğine evet diyen, dalkavuk bite the bullet compare apples to/and oranges dog-eat-dog world h