Deyimsel Fiiller - Phrasal Verbs

En az iki kelimeden oluşan fiillerdir. Bu fiiller yanlarına gelen kelime nedeniyle farklı bir anlam verirler. Örneğin: "look" kelimesi "bakmak" anlamına gelir; ancak yanına "for" geldiğinde yani "look for" olduğunda aramak anlamını verir.

10/26/2010 11:20:45

to discover something by chance, or to meet someone by chance rastlamak, denk gelmek, şans eseri karşılaşmak to visit someone at their house uğramak, ziyaret etmek to get something, especially something unusual elde etmek (özellikle tuhaf bir şey), bulmak if information comes out, people learn about it, especially after it has been kept secret ortaya çıkmak (sır, gizli kalması gereken bir bilgi) t


10/21/2010 12:50:02

1. give something for free = bedava vermek, hibe etmek 2. to show where someone is or what they are doing or thinking when they are trying to keep this a secret = ele vermek to finally agree to do or accept something that you had at first opposed, especially because someone has forced or persuaded you to = pes etmek, boyun eğmek return something you borrowed = geri vermek to produce heat, light, a


08/19/2010 17:21:59

               Aşağıdaki cümlelerde anlama göre boşluğa uygun deyimsel fiilleri seçin. 


08/13/2010 16:02:09

Carry sth forward  Carry sth off Carry on Carry sth out - Carry out sth  Carry over  Carry sth through  Carry sb through (sth)  He and his team carried the genetics forward. (O ve ekibi genetik bilimini ileri götürdü.) After his father died suddenly, he had to carry company forward. (Babası aniden vefat ettikten sonra, şirketi devam ettirmek zorunda kaldı.) I was flattered to be offered the job bu


06/15/2010 13:22:54

= return a phone call geri aramak, (telefonla) geri dönmek = cancel iptal etmek = visit for a short period of time birisine uğramak    call someone back call somehing off call on someone  Execise 


04/20/2010 18:26:15

= cause sebep olmak =make unhappy mutsuz etmek =raise child yetiştirmek, büyütmek = start talking about a subject bir konuyu gündeme getirmek, konu açmak = make noticeable ortaya çıkarmak, görülmesini sağlamak      bring about bring someone down bring someone up bring something up / bring up something bring out Alıştırma 


03/25/2010 19:36:31

= try to find or get bir şeyi ya da birini aramak, bulmaya çalışmak = to arrive ulaşmak, varmak =be suitable, have the necessary qualities biçilmiş kaftan, uygun olmak = be upset üzgün olmak = have negative feeling toward someone, critisize birisiyle ilgili olmusuz düşünceleri olmak, eleştirmek = be bored, upset or sick of something bıkmak = have no more left = run out of bitmek, kalmamak = like s


02/01/2010 16:06:57

Find out what does these phrasal verbs mean? 


02/01/2010 16:03:37

Find out what does these phrasal verbs mean? a. It's now three years since she broke up with her boyfriend.  c. The fight broke up when the police arrived.