İngilizce Diyaloglar - Dialogs

Günlük dilde en çok karşılaşılabileceğiniz durumlardaki diyalogları okuyarak konuşma becerinizi geliştirin
 

10/28/2011 00:00:00

Receptionist: Good morning, Sir. May I help you? (Günaydın bayım. Yardımcı olabilir miyim?) David Macfarlane: Good Morning. Yes, please. I would like to check out now. (Günaydın. Evet, lütfen. Hesabı ödeyip çıkış yapmak istiyorum.)


10/24/2011 00:00:00

Konuşma esnasında sorulacak kişisel sorular ve verilecek cevaplar


08/03/2011 13:02:00

Cashier:Good morning, May I help you, sir? Günaydın, size yardım edebilir miyim efendim? Client:Yes, please. What´s the buying rate for dolar? Evet lütfen. Doların alış fiyatı ne kadar? Cashier:1.64 U.S. dollars to the Turkish Lira. Bir Türk Lirası 1.64 dolar. Client: Okay. I´d like to change some Turkish lira into US dollars, please. Tamam, biraz Türk Lirasını Dolara çevirmek istiyorum, lütfen.


10/22/2010 11:47:37

run down, under the weather as fit as a fiddle Tina: You look run down baby. (Canım, halsiz görünüyorsun.) Serkan: Yeah, I have been a bit under the weather these days. (Evet, bu aralar biraz keyifsizim.) Tina: Shall I make you a herb tea? It will help. (Sana bitki çayı yapayım mı? İyi gelir.) Serkan: That would be very good, but I think I gotta take a sick leave and have a good rest. (Çok iyi olu


10/19/2010 12:07:39

I'm broke - The tickets are on me - We're quits I need some change - Here you are hard up for money - go thorugh - well-off Filiz: Shall we go to the concert next week? (Önümüzdeki hafta konsere gidelim mi?) Gül: Uh, I'm not sure. (Hmm, emin değilim.) Filiz: Why not? (Neden?) Gül: I've had lots of payments this month. I'm broke. (Bu ay çok fazla ödemem vardı. Beş parasızım.) Filiz: Oh, come on. It


01/27/2010 16:08:51

At The Airport: A: Good morning. Can I have your ticket, please? (Günaydın. Biletinizi alabilir miyim lütfen?) B: Here you are. (Buyrun alın.) A: Thank you. Would you like smoking or non-smoking? (Teşekkürler. Sigara içilebilen bölüm mü istersiniz içilemeyen mi?) B: Smoking, please. (İçilebilen lütfen.) A: Would you like an aisle or a window seat? (Koridor tarafında bir koltuk mu istersiniz cam ke


01/27/2010 12:44:12

At the Hotel - Otelde: Receptionist: Good evening. Can I help you? (Resepsiyonist: İyi akşamlar. Size yardımcı olabilir miyim?) Client: Yes, please. I'd like a room for the night. (Müşteri: Evet, lütfen. Gece için bir oda istiyorum.) Receptionist: Would you like a single room, or a double room? (Resepsiyonist: Tek kişilik bir oda mı istersiniz, çift kişilik mi?) Client: A single room, please. How


01/27/2010 12:43:03

At the Restaurant - Restorantta: Waitress: Good afternoon. Can I help you? (Garson: İyi günler. Yardım edebilir miyim?) Client: Yes. Can I see a menu, please? (Müşteri: Evet, bir menü alabilir miyim lütfen?) Waitress: Certainly, here you are. (Garson: Tabii ki, işte buyrun.) Client: Thank you. What's today's special? (Müşteri: Teşekkürler. Bugünün spesyali nedir?) Waitress: Grilled tuna. (arson: I


01/27/2010 12:41:40

In a shop: A: Can I help you? (Yardım edebilir miyim?) B: Yes, I'm looking for a sweater. (Evet, bir kazak bakıyorum.) A: What size are you? (Bedeniniz nedir?) B: I'm a medium. (Medium bedenim.) A: How about this one? (Bu nasıl?) B: Yes, that's nice. Can I try it on? (Evet, bu hoş/güzel. Deneyebilir miyim?) A: Certainly, there're the changing rooms over there. (Tabi ki, deneme kabinleri orada.) B:


01/27/2010 12:38:53

Asking for Direction 1   Asking for Direction 2  Asking for Direction - Adres Sorma: A: Excuse me. Is there a bank near here? (Afedersiniz. Yakınlarda bir banka var mı?) B: Yes. There's one near the park. (Evet. Parkın yakınında bİr tane var.) A: How can I get there? (Oraya nasıl gidebilirim?) B: Go straight, turn first right and go on. It's on between the hospital and the park. (Düz gidin, ilk

(Görüşünüzün Sonucunu Almak İçin E-Mail Adresinizi Girebilirsiniz.)