Mutlu Deyimler - Happy Idioms

07/02/2011 00:00:00

Mutlulukla ilgili deyimleri bir araya topladık ve örnek cümlelerle size sunuyoruz.

On cloud nine: Bulutların üzerinde

When I heard I passed the last exam, I was on cloud nine. (Son sınavı da geçtiğimi duyunca bulutların üzerindeydim)

Like a dog with two tails: Aşırı derecede sevinen insanlar için kullanılan bir benzetmedir.

When fenerbahce became the champion, I was like a dog with two tails. (Fenerbahce şampiyon olduğunda, aşırı mutlu oldum.)

Full of the joys of spring: İçi içine sığmamak.

John is full of the joys of spring at the moment! Has he got a new girlfriend? (John’un şu anda içi içine sığmıyor. Yeni bir kızarkadaşı mı var?)

Grin from ear to ear: Ağzı kulaklarına varmak

When we saw Deniz grinning from ear to ear, we knew he had gotten the driving license an last. (Deniz’i ağzı kulaklarında gördüğümüzde, sonunda ehliyetini aldığını anladık.)

Happy camper: Hayatından her zaman mutlu olan insanlar için kullanılan bir tabirdir.

With his new job and his new-born baby, Ali is one happy camper. (Yeni işi ve yeni çocuğuyla Ali'den mutlusu yok.)

Happy as a flea in a doghouse: Çok mutlu ve memnun olmak

Since she moved to a smaller apartment, my mother is (as) happy as a flea in a doghouse. (Daha küçük bir daireye taşındığı için, annem acaip mutlu.)

(As) happy as Larry: Zevkten dört köşe olmak

When I got a nice present from my boyfriend, I was happy as a Larry. (Erkek arkadaşımdan hoş bir hediye aldığımda zevkten dört köşe oldum.)

Happy-go-lucky: Gamsız ve mutlu insanlar için kullanılır.

He's a happy-go-lucky he always smiles in spite of everything. (Çok mutlu biri, herşeye rağmen her zaman gülümser.)

Jump for joy: Göbek atmak, sevinçten zıplamak

The football player jumped for joy when he scored the winning goal. (Galibiyet golünü atınca, futbolcu sevinçle zıpladı.)

Life is just a bowl of cherries: Herşey tıkırında

Now that he's retired, my grandfather says "life is just a bowl of cherries". (Büyükbabam artık emekli olduğundan, “herşey tıkırında” der.)

Music to your ears: Çok hoş bir haber almak, Kulağa hoş gelmek

Her marriage was music to my ears. (Onun evlendiği haberini duymak çok güzeldi.)

Over the moon: havalarda olmak

We were all over the moon when the schools were off. (Okullar kapandığında hepimiz havalardaydık.)

As pleased (or as proud) as punch: Sevinçten bayram etmek

Daniel was as proud as punch when they won the basketball match. (Basketbol maçını kazandıklarında, Daniel sevinçten bayram etti.)

In raptures: Mutluluktan kendinden geçmek

Jade is in raptures about her graduation. (Jade, mezuniyetinde mutluluktan kendinden geçti.)

Stars in one's eyes: Mutluluğu gözlerinden okunmak

She had stars in her eyes when she saw the car she had won. (Kazandığı arabayı görünce mutluluğu gözlerinden okunuyordu.)

Thrilled to bits: Sevinçten deliye dönmek

Julie was thrilled to bits when she run across with her old friend. (Eski arkadaşıyla karşılaşınca Julie sevinçten deliye döndü.)

Tickled pink: Zevkten dört köşe olmak

When she fell down in the mud, I was tickled pink. (Çamura düştüğünde zevkten dört köşe oldum.)

Be/feel on top of the world: Dünyalar onun olmak

It's been such a perfect anniversary for Mary that she feels on top of the world. (Öyle harika bir yıldönümüydü ki dünyalar Mary’nin oldu.)

Walk on air: Ayakları yerden kesilmek

Susan has been walking on air since her painting won the first prize. (Resmi birincilik ödülünü kazanınca Susan’ın sevinçten ayakları yerden kesildi.)

Get in a happy mood: Neşesini bulmak

When I met my friends, I got in a happy mood. (Arkadaşlarımla buluştuğumda neşemi buldum.)

Make someone’s day: Birini mutlu etmek

Since it was her birthday, I made her day. (Doğumgünü olduğu için onu mutlu ettim.)

6 kişi tarafından oylandı. Ortalama: 5,00

Oyla!

0 Yorum
Yorum Yaz Soru Sor

Konu hakkındaki yorumunuz

(Görüşünüzün Sonucunu Almak İçin E-Mail Adresinizi Girebilirsiniz.)