Mosy of the young people of this generation go against paid education. (Yeni kuşak gençlerin çoğu paralı eğitime karşı çıkıyor.)
---
Go along with: Aynı görüşte olmak, kabul etmek
I went along with their decision because I was in the minority. (Azınlıkta olduğum için onların kararlarını kabul ettim.)
---
Go around: Gezinmek, dolaşmak
I spent my time going around the stores on my off day. (Boş günümde zamanımı mağazaları dolaşarak harcadım.)
---
Go beyond: Ötesine geçmek, aşmak
He went beyond the limits by answering his father disrespectfully. (Babasına saygısızca cevap vererek sınırları aştı.)
---
Go by: Geçmek
I feel thoroughly I am getting older as time goes by. (Zaman geçtikçe yaşlandığımı iyiden iyiye hissediyorum.)
---
Go down: batmak
We watched the sun’s going down together. (Güneşin batışını beraber izledik.)
---
Go down: Azalmak
The monthly income of the company has gone down because of the crisis. (Şirketin aylık geliri kriz yüzünden azaldı.)
---
Go for: Sevmek
I really go for the western music. (Batı müziğini gerçekten seviyorum.)
---
Go for: Çabalamak
I’m not sure how I’ll achieve but I’ll certainly go for that scholarship. (Nasıl başaracağımdan emin değilim ama kesinlikle o burs için çabalayacağım.)
---
Go about: bir işe girişmek, ele almak
Why don’t you go about getting a visa first to go abroad? (Yurt dışına gitmek için işe vize almakla neden başlamıyorsun?)
---
Go ahead: Devam etmek
Go ahead! Don’t wait in the middle of the road! (Devam et! Yolun ortasında bekleme yapma!)
---
Go over: İncelemek, gözden geçirmek
Go over what you wrote for the last time to see if you made a mistake. (Yanlış yapıp yapmadığını görmek için yazdıklarını son kez gözden geçir.)
---
Go through: (zor bi olay) yaşamak
After all she went through, it is really surprising that she is still standing and strong. (Tüm yaşadıklarından sonra, güçlü ve ayakta duruyor olması gerçekten şaşırtıcı.)
---
Go on: Devam etmek
The show must go on! (Gösteri devam etmeli!)
---
Go in for: (yarışmaya) katılmak, girmek
Will they go in for the Eurasia Marothon this year? (Bu yıl avrasya maratonuna katılacaklar mı?)
---
Go off: Bozulmak, çürümek
The food in the fridge smells very bad, They must have gone off since we are not at home for a week. (Buzdolabındaki yiyecekler çok kötü kokuyor. Bir haftadır evde olmadığımız için çürümüş olmalılar.)
---
Go out: Dışarı çıkmak
I felt a bit sweltered. I am going out for an hour to take some air. (Biraz bunaldım. Biraz hava almak için bir saatliğine dışarı çıkıyorum.)
---
Go back: Geri gitmek
When my friend came to me at midnight, she said she quarreled with her husband and would never go back to home. (Gece yarısı arkadaşım bana geldiğinde, kocasıyla kavga ettiğini ve bir daha asla eve geri dönmeyeceğini söyledi.)
---
Go away: Gitmek, uzaklaşmak
Will you go away before I start to cry? (Ben ağlamaya başlamadan gidecek misin?)
---
Go together: Birbirine uymak (gitmek)
Do you think my red shirt goes together with this black skirt? (Sence kırmızı gömleğim bu siyah etekle gider mi?)
---
Go under: Batmak
Titanic went under in a few minutes after crashed an iceberg. (Titanik buzdağına çarptıktan bir kaç dakika sonra battı.)
Deyimsel Fiiller - Go - Phrasal Verbs - Go
Go against: Karşı çıkmak
---
Go along with: Aynı görüşte olmak, kabul etmek
---
Go around: Gezinmek, dolaşmak
---
Go beyond: Ötesine geçmek, aşmak
---
Go by: Geçmek
---
Go down: batmak
---
Go down: Azalmak
---
Go for: Sevmek
---
Go for: Çabalamak
---
Go about: bir işe girişmek, ele almak
---
Go ahead: Devam etmek
---
Go over: İncelemek, gözden geçirmek
---
Go through: (zor bi olay) yaşamak
---
Go on: Devam etmek
---
Go in for: (yarışmaya) katılmak, girmek
---
Go off: Bozulmak, çürümek
---
Go out: Dışarı çıkmak
---
Go back: Geri gitmek
---
Go away: Gitmek, uzaklaşmak
---
Go together: Birbirine uymak (gitmek)
---
Go under: Batmak